0

Türkiye İstatistik Kurumu'nun 21.09.2016 tarihinde yayımlanan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması (2015) ve geçmişte yayımladığı veriler değerlendirildiğinde, Türkiye'deki gelir dağılımının, son on iki yıllık dönemde (2004-2015) geldiği durum şöyledir: 'Fertlerin eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirleri' küçükten büyüğe sıralanarak 5 gruba ayrıldığında ilk yüzde 20'lik grubun geliri en düşük grubu, son yüzde 20'lik grubun ise geliri en yüksek grubu ifade ettiği tabloya baktığımızda; 2004, 2014 ve 2015 yıllarında ilk %20'lik grubun: %6,0, %6,2, %6,1, ikinci %20'lik grubun: %10,7,%10,9, %10,7, üçüncü %20'lik grubun: %15,2,%15,3, %15,2, dördüncü %20'lik grubun: %21,9, %21,7, %21,5, son %20'lik grubun ise: %46,2, %45,9, %46,5 oranında gelir dağılımından pay aldığı, 2004 yılında geliri en yüksek olan son yüzde 20'lik grubun, geliri en düşük olan ilk yüzde 20'lik grubun 7,7 katı gelirden pay aldığı, bu rakamın 2014 yılında 7,4, 2015 yılında ise 7,6 olarak gerçekleştiği, dolayısıyla bu dönemde (aradaki yıllardaki dalgalanmalar hariç) gelir dağılımındaki eşitsizlikleri giderme anlamında bir iyileşmenin olmadığı açıkça görülmektedir. Öte yandan, 2015 yılında 2014 yılına göre ilk dört grubun payının azalması, geliri en yüksek grubu ifade eden son grubun ise payını % 0,6 oranında arttırması dikkat çekmektedir.

Gelir dağılımı eşitsizlik ölçütlerinden en önemlisi olan Gini katsayısı ise yukarıdaki rakamsal tabloyla uyumlu olarak 2004 yılında Türkiye geneli için 0,40 iken 2014 yılında 0,391 olarak gerçekleşmiş, 2015 yılında ise 0,397'ye yükselmiştir (Gini katsayısı; 0'a yaklaştıkça gelir dağılımındaki eşitliği, 1'e yaklaştıkça eşitsizliği göstermektedir).

2015 yılı toplam eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirlerinin dağılımına bakıldığında; gelir türlerinin aldıkları paylar (%) şöyledir: Maaş ve ücret:49,7, Sosyal transferler:20,0 (Emekli, dul ve yetim aylıkları:18,4, Diğer sosyal transferler:1,6), Müteşebbis:18,8 (Tarım dışı:13,8, Tarım:5,0), Gayrimenkul: 3,3, yevmiye: 2,8, Menkul kıymet:2,6, Haneler arası transferler:2,6, Diğer gelirler:0,2.

Söz konusu paylara yine 2015 yılı için ilk ve son gruplar açısından bakıldığında ise rakamsal görünüm şöyledir: Geliri en düşük (ilk) yüzde 20'lik grubun dağılımı: Maaş ve ücret:37,3, Sosyal transferler:20,5 (Emekli, dul ve yetim aylıkları:12,7, Diğer sosyal transferler:7,8), Müteşebbis:16,8 (Tarım dışı:8,8, Tarım:8,0), yevmiye:16,1, Haneler arası transferler:5,1, Menkul kıymet:1,8, Diğer gelirler:1,5, Gayrimenkul:1,0. Geliri en yüksek (son) yüzde 20'lik grubun dağılımı: Maaş ve ücret:52,4, Müteşebbis:21,8 (Tarım dışı:17,8, Tarım:4,0), Sosyal transferler:15,4 (Emekli, dul ve yetim aylıkları:14,8, Diğer sosyal transferler:0,7), Gayrimenkul:4,6, Menkul kıymet:3,1, Haneler arası transferler:2,1, yevmiye: 0,5, Diğer gelirler:0,0.

Yukarıdaki rakamsal verilerden; bu dağılımlarda başta maaş ve ücretler olmak üzere sosyal transferlerin ve müteşebbis gelirlerinin öne çıktığı, maaş ve ücretlerin ilk grubun yanı sıra özellikle son grubun gelirleri arasında önemli bir paya sahip olduğu, sosyal transferler içinde emekli, dul ve yetim aylıklarının ağırlık taşıdığı ve hem ilk hem de son grup için anlam ifade ettiği, diğer sosyal transferlerin ise ilk grubun gelirlerine katkı sağladığı, müteşebbis gelirleri içinde tarımın payının düşük kaldığı ve ilk grup için ivme düşüklüğü olmasına rağmen katkı sağlamaya devam ettiği görülmektedir. Öte yandan, yevmiye gelirlerinin ilk grup için önemli bir gelir türü olma misyonunu sürdürdüğü anlaşılmakta, toplam gelirler içinde gayrimenkul ve menkul kıymet gelirlerinin düşük seviyesini koruması (kamuoyundaki genel algının aksine), hatta azalma trendine girmesi ise dikkat çekmektedir.

Bütün bu rakamsal veriler, yıllar geçse de gelir dağılımında bir iyileşme olmadığını kanıtlamaktadır. Bu önemli sorunun sadece Ülkemize özgü bir sorun olmadığının bilinci içinde olunmalı, ancak kanıksama hatasına da düşmemeliyiz. Madem ki ekonomide Ülke olarak büyük hedefler peşindeyiz, öyleyse bu konuyu ivedilikle iyileştirme sürecine dönüştürmeliyiz. Vatandaşların

kendi gelirine ilişkin olarak bireysel şekilde yaptığı olumlu ve olumsuz tepkilerin; makro ekonomik boyuttaki karşılığı olan gelir dağılımındaki mevcut yapının düzeltilmesine yönelik olarak resmi dokümanlarda yer alan ve resmi söylemlerde de ifade edilen teknik dileklerin ve güzel cümlelerin eyleme dönüşmesinde fayda vardır. Ancak bu konunun kolay olmadığı bilinmektedir. Örneğin; yakın zamanda gerçekleştirilen asgari ücretteki artışın getirdiği mali yükün, kamu ve özel sektör tarafından ne kadarının karşılanacağına ilişkin tartışmaların ekonomi gündeminde oluşturduğu yankıların halen bile devam ettiği düşünülünce, gelir dağılımına müdahale etme anlamında yapılacak girişimler ve alınacak radikal kararlar sonucunda oluşacak durumun ve tepkilerin önceden hesap edilmesi, kamuoyunun ve tüm kesimlerin bu konunun önceliği konusunda bilgilendirilmesi, ikna edilmesi ve siyasi sonuçlarının da göze alınması gerekmektedir.

Sosyal devlet olmanın gereği olarak, devletin, gelir dağılımındaki mevcut eşitsizliğe; vergi, harcama vb. politikalar aracılığıyla ve yetki sahibi olduğu diğer enstrümanlarla gerekli müdahaleleri yapması sonucunda, bazı olumsuz reaksiyonlar alınması kaçınılmazdır. Ancak, toplumun geneli dikkate alındığında, bu ciddi ekonomik hamlenin ve tavrın sonucunda; vatandaşlarımızın eğitim düzeylerinde, istihdam imkanlarında, sağlık şartlarında, yaşam kalitelerinde vb. alanlarda oluşacak iyileşmelerin etkisiyle huzur ve mutluluklarının artacağı unutulmamalıdır.