Değerli okurlar!

Bu başlıktaki yazımın ilki 14 Ocak 2020 günlü Hürses gazetesinde yayımlanmıştı. Bu günlerde KARMA EĞİTİM karşıtlığını ortaya koyan Eğitim Bakanının 'Kız okulları açılabilir' sözü ve bir siyasi parti vekilinin de Meclis kürsüsünden aynı düşünceyi benimsediklerini belirtmesi ile toplumu ayrıştırıcı niteliği olan KARMA EĞİTİM KARŞITLIĞI düşüncesi gündeme gelince bu konuyu yeniden ele almayı bir borç bildim.

Görünüşte demokratik ve özgürlük açısından değerlendirilmiş gibi gelse de bunu sonunda KARMA EĞİTİM yapan bir okula giden kız çocukları ve aileleri mahalle baskısı altında kalacak ve toplum birbirine zıt ikiye ayrılmış olacaktır. Bu durum, toplumu oluşturan bireyler arasında gerginliğe de yol açacağı için toplumun barış içinde yaşamını sürdürmesi zorlaşacaktır.

Değerli okurlar!

Toplum, kadın ve erkek bireylerin bir arada yaşamasından oluşmaktadır. En küçük toplum Ailedir. Ailelerin bir arada oturdukları bir apartman, apartmanların bulunduğu sokak, mahalle, semt ve giderek köy, kasaba, kentler birer toplumdur. Bunların birleşmesiyle de ulus denilen toplum ortaya çıkar.


Yeryüzünde hiçbir toplum yoktur ki salt erkeklerden veya salt kadınlardan oluşsun. Böyle bir dünya yok, olması da mümkün değildir.

Değeli okurlar!

Kadın, bir toplumun, bir ulusun temel ögelerinden biridir. Kadını Tanrı yarattı, erkeği de…' Yaradan, insanları iki cins olarak yaratmıştır; fakat bu cinsleri, birbirleri için gerekli olmak üzere yaratmıştır. Bunlar, ayrı ayrı hiçbir şey değildir; birlik durumunda bir şeydir, çok büyük bir şeydir. Tüm insanlığın devam edebilmesinin kaynağıdır. İnsanlık safhalarında her ne görürseniz, kadının eseridir (ASD II, s. 89).'

Kadın ve erkek, doğuştan eşittirler. Tanrı, bu iki cinse ayrı ayrı seslenmiyor: 'Ey kadınlar, ey erkekler' demiyor. 'Ey, insanlar!' diye sesleniyor. Yani bu iki cinsi insan olarak değerlendiriyor. Durum böyle iken erkek hegemonyası, kadınları geriye iterek bir köle, bir eşya durumuna düşürmüştür. Bu durumun da sürüp gitmesini istemektedir.

Atatürk Cumhuriyeti'nin kazanımlarından en önemlisi, kadın erkek eşitliğidir. Bu eşitliği bozmak, kadını eski kimliksiz duruma getirmek için KARMA EĞİTİME karşı çıkışlar görülmektedir. Karma eğitim karşıtlığı kimi zaman Meclis üyelerinin, kimi zaman sarı eğitim sendikalarının, kimi zaman da bazı okul yöneticilerinin çatlak sesleri olarak ortaya çıkmaktadır. Aslında karma eğitime karşı çıkış, Atatürk Cumhuriyeti'nin kazanımlarına karşı çıkıştır; kadın erkek eşitliğine karşı çıkıştır.

Değerli okurlar!

Eğitim, bir toplumun barış içinde yaşamasını ve o toplumun gelişip kalkınmasını sağlayan bir etkinliktir. Her konuda örnek alınması gereken Yüce Atatürk'ün belirttiği gibi 'İlk ilham ana baba kucağından, sonra okuldaki öğretmenin dilinden, vicdanından ve eğitiminden alınır (ASD II, s. 205).' Bu nedenle annenin ve babanın çağdaş eğitimli olması çocuğun gelişmesine önemli katkı sağlar. Çocuklar okul çağına geldiklerinde eğitim okullarda sürdürülür. Amaç, iyi bir evlat, iyi bir yurttaş, iyi bir insan olarak yetiştirmektir. Toplumun nitelikli olabilmesi, nitelikli bireyler yetiştirilmesine bağlıdır. Birey, gerek evinde ailesince gerek okullarında akla, bilime dayalı; çok okuyan, araştıran, soran ve sorgulayan, üretken olmayı; insanları sevmeyi bilen, hoşgörülü olmayı öğrenirse nitelikli olur. Nitelikli bireylerden oluşan nitelikli toplum da barış içinde ve gelişmiş olarak yaşamını sürdürür.

Akılları estikçe Osmanlı'ya öykünenler, bilmiyorlar ki Osmanlı'da da karma eğitim uygulanmakta idi. Söz gelimi, 'Abdülhamit Dönemi'nde 5073 karma eğitim veren ilkokul bulunmaktaydı. Karma eğitim veren Müslüman vakıf okullarının sayısı, erkek okullarının tam üç katıydı ( Naci Cem Öncel, Osmanlıda Kızlı Erkekli, 1 Aralık 2013 günlü Hürriyet Pazar, s. 16)'

'1915-1916 Eğitim-Öğretim Yılı'nda İstanbul'daki karma eğitim veren Müslüman vakıf okullarından ikisi: Darüssaade Ağası İbrahim Ağa Kızlar Vakıf Mektebi; Şehzade Sultan Mehmet İnas Vakıf Mektebi (Yasemin Tümer Erdem, II: Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Kızların Eğitimi, s. 113).'

Karma eğitim karşıtlarının ileri sürdükleri sözde kanıt, ahlakın bozulacağıdır. Osmanlı Müslüman vakıf okullarında ahlak bozulmuyor da Cumhuriyet'in okullarında mı bozulacak? Aslında karma eğitime karşı çıkan erkek takımı, ya kendilerinin ahlakına güvenememektedir ya da kadınları insan yerine koymamaktadırlar. Böyle ilkel düşüncelere sahip olanların tüm düşünceleri cinselliktir. Bu da çapsız, niteliksiz, sözde din insanlarının beslediği bir düşüncedir.

Karma eğitimin değil de kız ve erkeklerin ayrıldığı eğitimin ahlakı bozabileceği, erkeklerin kabalaşabileceği konusunda Osmanlı'nın değerli kalemleri ve insanları çeşitli yazılar yazmışlardır. Söz gelimi Hukukçu-Araştırmacı Yazar Taha Akyol, 5 Aralık 2014 günlü Hürriyet gazetesi, s 20'de yayımlanan Halide Edip'in Gür Sesi başlıklı makalesinde şöyle diyor:

'Mehmet Akif, Yahya Kemal, Ömer Seyfettin, Kazanlı Fatih Kerimi ve hepsinden önemlisi Mecelle Yazarı Cevdet Paşa gibi değerli isimlerin, kaçgöç geleneğinin erkeklerde kabalık ve hatta ahlakî bozulmalara yol açtığını anlatan yazıları vardır.'

'Balkan Harbi'nin (1912-1913) felaket yıllarında genç Halide Edip Hanım, Fahri Müfettiş sıfatıyla İstanbul'daki vakıf okullarıyla kız okulları üzerine incelemeler yaparak bir rapor yazmıştır. Bu raporda şöyle der: Karma eğitim ve erkek öğrencilerin hanım hocalardan ders alması, öğrencilerin çalışma şevkini artırmaktadır. Kızlı erkekli karma eğitim, meşru rekabete imkan hazırlamasının yanında, medenî bir ilişki tarzının yerleşmesine yol açmaktadır.'

Eğitimin amacı, ayrıştırmak değil, birleştirmektir. Eğitimin bu birleştiriciliği konusunda Namık Kemal, 1872'de şöyle demektedir: 'Her cins ve mezhepten çocukların bir arada bulunduğu okullar yapmalıyız. Vatan çocukları, bu tür okullardan çıkınca aralarına bölücülük sokmak mümkün olmaz.(Özdemir İnce, Milli Eğitime Dair, 1 Mart 2011, Hürriyet, s. 22).'

Günümüzde, bireyler arasındaki birlikteliği bozup ayrıştırmayı körüklemek için eğitim adeta dinci derneklere ve cemaatlere bırakılmış. Okullara imamlar atanarak değerler eğitimi verileceği söylenmektedir. Dinci derneklerin ve cemaatlerin üyeleri tarafından okullarda eğitim seminerleri verilmesi sakıncalıdır. Bu seminerlerde değerler eğitimi altında karma eğitim karşıtlığı işlenebilecektir. 15 Temmuz olayları göstermiştir ki dinci cemaatler ve derneklerin eğitimde söz sahibi olması ülkeye ve ulusa büyük zarar vermiştir.

Her yıl yüzlerce kadınımız ve kızlarımız cinayetlere kurban gitmekte; kız çocuklarına karşı istismar, taciz olayları da giderek artmaktadır. Bunun nedeni, gerçek anlamda çağdaş bir eğitimin yoksunluğudur. Eğitim yozlaştıkça toplumun kültür düzeyi düşmekte, bireyler arasındaki ayrım keskinleşmekte, kadınlar geriye itilmektedir.

Karma eğitim, Atatürk'ün de belirttiği gibi 'Her şeyi başaracak anneler yetiştirmeyi; kadınların özgürlüğüne kavuşmasını; günlük yaşamda kadınla erkeğin bir arada bulunmasıyla erkeklerin ahlak ve düşünce yapılarının iyileştirilmesini sağlayacaktır Şükrü Tezer, Atatürk'ün Hatıra Defteri, s.75-76).'

'Kadının namusu ve onuru, onu kapatmakla (toplumdan ayırmakla) değil, ona vakar ve onur duyguları aşılayan bir eğitim ve bilgi verilerek sağlanır.(Cemil Sena, Hz. Muhammet'in Felsefesi, s. 448-449).' Bu da çağdaş, karma bir eğitimle gerçekleşir.

Değerli eğitimci yazar ve şair rahmetli Gürşen Kafkas'ın belirttiği gibi 'KARMA EĞİTİM, ÇAĞDAŞLIK GEREĞİDİR:'

1739 sayılı Millî Eğitim temel Kanunu'nun 15. Maddesi der ki: 'OKULLARDA KIZ VE ERKEK KARMA EĞİTİM YAPILMASI ESASTIR.'

BU NEDENLE KARMA EĞİTİMDEN ÖDÜN VERİLEMEZ.