Yerel seçimler için kulisler yeni başlamadı. Su yüzüne çıkan veya kamuoyu gündemine düşen tartışmalar bir süredir derinden olduğu kadar sessiz götürülen bir algı operasyonu gruplaşma, siyaseti yeniden dizayn etme çabası. Allah var bu sefer 'Koca Reis'in işi zor !' Süreç Anavatan Partisi'nin 1989 yılındaki sürecine, DYP-CHP (SHP) koalisyonunun 1994 yılındaki sürecine benziyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devamlı olarak belirttiği metal yorgunluğu uyarısının teşkilatlarda nasıl bir düzeye geldiği görülüyor. 2019 yılı Mart ayı seçimleri siyasette yeni umutların yanı sıra yeni siyasi aktörlerin varlığını ortaya çıkaracak. Yarının Türkiye'sine yön verecek potansiyel liderler hep yerel yönetimlerin başkanları olacak.

İsterseniz, il, kişi ve parti üzerinde birkaç başlığa değinelim: Ankara Büyükşehir

Bundan bir yıl önce yazımda Melih Gökçek'in belediye başkanlığından istifasıyla ilgili olarak 'Bir; Gökçek görevden hangi gerekçe ile alınacak? İkincisi görevden alınıp başka partiden aday olmaması sağlanamazsa ne olacak? Aday olmaması nasıl garantiye alınacak? Gökçek görevden alınırsa boş durmaz, rahat durmaz en önemlisi de Ak Parti'de durmaz.' demiştim. Bizzat Cumhurbaşkanı tarafından ikna edildi, belediye başkanlığından istifa etti. Yalnızca Belediye Başkanlığı koltuğunu Doç. Dr. Mustafa Tuna Bey'e bıraktı. Belediye Başkanlığı'ndan elini eteğini çekti. Bürokratları dağıtıldı. Ancak ne makam arabasına, ne lojmanına kimse dokunmadı. Yerel yönetimler ile ilgili kitabını bitirdi. Ayeti Kerime, Hadisi Şerifler'den derlediği gününüz olaylarıyla örneklendirdiği kitap çalışmasını da bitirmek üzere.. Televizyon Programı hazırlıklarını bitirdi ama programa başlamadı. Bir köşede olan biteni izledi, dinledi. Pusuda bekledi.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker Kuzey Irak Bölgesel Yönetim Başbakanı Neçirvan Barzani'yi ziyaret etti.

Pusu dediğim sürecin tamamlanması. Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker, Kuzey Irak Bölgesel Başbakanı Neçirvan Barzani ile görüştüğü, Doğu ve Güneydoğu'da Ak Parti adaylarının desteklenmesi istendiği bir dönemde Cumhur ittifakının karşılıklı olarak, yumuşak bir üslupla yerel seçimler için sürmeyeceğinin iki lider tarafından belirtildi. İttifakın 1991 yılından beri fikri yapısını örgütleyenlerden biri olan Melih Gökçek'in Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adaylığının MHP'den olabileceği gündeme geldi. MHP lideri Devlet Bahçeli, 'Sayın Gökçek'e herhangi bir önerimiz olmamıştır. Aday olmak istiyorum derse MHP'ye şeref kazandırır' ifadelerini kullandı. Bundan daha önemli olan Bahçeli'nin Gökçek'in FETÖ ile iltisaklandırılıp görevden alınma sürecine meydan okuyan, Gökçek'i 15 Temmuz'un kahramanı, süreç yöneticisi ilan eden açıklamasıdır:

'15 Temmuz gecesini herkes çok iyi hatırlamalı. Birçok kişinin evlerinde olmadığı saatlerde Melih Gökçek Bey yürüyen tankların Ankara'ya yayılmasını önlemek amacıyla belediyelerin tüm araçlarını seferber etmiş, tankların geçişini engellemiş, halkı aydınlatma konusunda da Kızılay'da bir haftayı aşkın süre mitingler yapmıştır. Böyle bir kişi belediye başkanı olma görevinin ötesinde Türkiye'nin bir darbeyle karşı karşıya kalmaması için olağanüstü gayret göstermiştir. Demokrasiden yana tavrını ortaya koymuştur.'

Vakit geçmeden Gökçek sosyal medya hesabından 'Sayın Bahçeli, Türkiye'nin başı sıkıştığı her anda, ülkenin düze çıkışında anahtar rolü oynamış bir vatanseverdir. Sayın Bahçeli, sözleriyle beni inanılmaz şekilde onore etmiştir. Sözleri bana şeref vermiştir, teşekkür ediyorum.'

Nasıl bir süreç yönetimi ama? İlmek ilmek dokunan, sufleleri özenle seçilmiş bir süreç… Vakit geçmeden kendine atılan paslara kayıtsız kalmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan giriyor devreye:

'Melih bey benim 94'ten beri yol ve dava arkadaşım. Bundan sonra da beraber gideceğimizi zannediyorum.'

Bu süreç CHP'nin açıktan İyi Parti ile gizliden HDP ile yaptığı seçim ittifak görüşmeleriyle paralel olarak gitti. CHP'nin önce dönem adayı Mansur Yavaş bilindiği gibi seçimden sonra CHP'den istifa etti. CHP olmayan CHP adayı idi. Yine ilkesel bir bir anlaşma ile CHP'den aday olabileceğinin sinyallerini veriyor. CHP'nin ittifakları sayesinde bir de Ak Parti'nin küskünlerinin tepkisel oyları sayesinde ipi göğüsleyeceğini düşünüyor.

Unutmadan bir de partide hummalı bir adam yeme yarışı, kulvardan rakiplerini çıkartma yarışı var. Biliyorsunuz Demokrat Parti genel başkanlığını bıraktıktan sonra Muhafazakarlığı pik yapmış Ak Parti'nin Demokrat damarını inşa eden Süleyman Soylu'ya bilinçli ve örgütlü bir defans var. Dönemin il başkanı, Soylu ile birlikte Ak Parti'ye katılan Numan Kurtulmuş için 'Partimize virüsler geldi' demişti. Ve iki eski genel başkan ısrarla İstanbul'dan aday yapılmadı. Direnç 24 Haziran'da bizzat Erdoğan tarafından kırıldı. Eğer Erdoğan'ın milletvekillerinden bakan yapma ihtimali önceden bilinse ve Soylu'nun görevine devam edeceği kanaat getirilse idi ortaklık Kel Ali'nin bağına dönerdi. Şimdi İstanbul ile başlayan Ankara ile devam eden son olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına doğru Soylu'ya ilişkin algı yönetimi yapılıyor. Kulvardan çıkarablirlerse geleceğin Türkiye'nin inşasında Soylu'yu bertaraf edecekler. Ancak bilmedikleri bir durum var. AP ve DYP hamurunda yoğrulan, pişen ve İslami Siyaset geleneğinin bilmediği ayak oyunlarına, Bizans entrikalarına tanık olmuş, bunları savuşturmuş bir gelenekten gelen Soylu'nun olacaksa 'ille de İstanbul olsun' diyebileceğini ve ipi göğüsleyeceğini düşünüyorum. Son Valiler kararnamesi bunu gösteriyor. Ankara ve İzmir Soylu'ya karşı örgütlenmiş trollerin FETÖ destekli bir operasyonudur.

BİZ GİDERİZ MERSİN'E

Hani sayın Muharrem İnce diyordu ya 'Yenmiş de yenmiş, yenmiş de yenmiş…' Ak Parti Mersin'de aynı bu durumda. Biz gideriz Mersin'e derler ya…Tersine giden işler var.

-Aday listeleri hazırlanırken nüfusun %75 ini oluşturan Yörük ve Türkmenler'den uzaklaşılırken, nüfusun %20 sini oluşturan Doğu ve Güneydoğu kökenli siyasetçilerden oluşan listeler hazırlanması,


- İlin genelini temsil eden bir teşkilat yapısı hiç bir zaman oluşturulmadı. Seçimlerdeki dengesizlik
il teşkilatı başta olmak üzere tüm teşkilat yapısında da yaşandı.

-Siyasette üçlü saç ayağının biri hep eksik kaldı. Lider, bürokrasin yanına çelik gibi teşkilat oluşturulmadı.

-Mersin ahalisi Ak Parti'ye değil lidere Recep Tayyip Erdoğan'a oy vermektedir.

- Belediye başkan adayları kadar il genel meclisi, belediye meclisi üyeleri de hayati öneme sahiptir. Titizlik gösterilmelidir.

Bu noktalar genel başkan yardımcıları düzeyinde Ak Parti yönetimine getirilen raporlar içinde öne çıkan başlıklar. Mersin'i kazanmak için yol haritaları ise şu şekilde olacağa benziyor:
Hem Milliyetçi kanattan hem de demokrat kanattan oy alabilecek Yörük ve Türkmen bir aday olmalıdır.

Ak Parti yönetimi bu nitelikte adayların kapısını çalıp görüşmelere, kulislere başlamış. Onları tedirgin eden ise CHP ile İyi Parti arasındaki seçim ittifakı. Anlaşılan CHP Mersin'de İyi Parti'nin adayını destekleyecek. Şimdilik anlaşma bu şekilde.

Şefik Ok, CHP Küçükçekmece Belediye Başkan Aday Adayı.

CHP'DE İLGİNÇ ADAYLAR

Geçenlerde bir aday adaylığının basın toplantısının fotoğrafını görünce şaşırdım. Şaşkınlığımın nedeni aday adayının CHP Küçükçekmece'den aday olması. Bir o kadar şaşkınlık ise basın toplantısına destek için gelen davetlilerin profilleri…Mele, alimler, muhafazakar, laik, Cumhuriyetçi insanlar…CHP gibi kökten laikçilerin olduğu bir siyasi partinin yerel seçimler için yeniden rota belirleyip, toplumun tüm kesimine ulaşabilmeyi hedeflemeleri…İki Dönem (2004-2009, 2009-2014) CHP Küçükçekmece ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyeliği yapan Ağrı-Patnos nüfusuna kayıtlı Şefik Ok, 40 yıllık Küçükçekmece'de ikamet ediyor. Ok, özel eğitim olmak üzere lojistik, temizlik, katı atık ve enerjiye dönüşüm sektörlerinde faaliyet yapıyor.

'BİZ OLMA ZAMANI', 'Doğruluk dost kapısıdır, Dost kapısından ayrılmayacağız' sloganıyla yola çıkan Şefik Ok, CHP'nin geniş kitlelerinden oy alabilmesi için önemli bir faktör.

Şefik Ok, CHP Küçükçekmece Belediye Başkan Aday Adayı halk ile sohbet ederken