0
Vergi ve SSK borçlarının tecil ve taksitlendirilmesinde teminat koşulu sisteme işlerlik kazandırmamaktadır. Teminatsız tecil ve taksitlendirme getirilmelidir.
SGK'ya idari para cezası ve prim aslı borcu veya prim gecikme zammı borcu bulunan işverenlerin tecil ve taksitlendirme uygulaması başlamış bulunmaktadır. işverenler tarafından uzun zamandır beklenilen tecil ve taksitlendirme 2008/16 sayılı SGK genelgesi ile uygulamaya geçilmiştir. SGK yönetim kurulunun yayımladığı 30.1.2008 gün ve 2008/41 sayılı kararları ile yapılacak tecil ve taksitlendirme işlemlerinde borçlu işverenin çok zor durumda olması gerekecektir. (6183 sk md. 48). Bunun için aşağıda yer alan formüle göre bulunacak rasyonun 2.00 ve altında olması durumunda, bu durum borçlu işveren açısından pek zor durum hali olarak kabul edilmektedir.
"Kasa+banka+kısa vadeli alacaklar/kısa vadeli borçlar"
formülü sonucu bulunacak rasyonun "2,00" ve altında olması halinde, bu durum borçlu açısından "çok zor durum" hali olarak kabul edilmiştir.
I- Rasyonun, "1,50" ve altında olması durumu
Borçların kademeli ödeme planına göre tecil ve taksitlendirilebilmesi için, rasyonun "1,50" ve altında olması, borçlunun da bu yönde talepte bulunması gerekmektedir. Rasyosu "1,50" ve altında olmakla beraber kademeli ödeme talebinde bulunulmaması halinde ise borçlar en fazla 24 aya kadar eşit taksitler halinde ödeme planına bağlanacaktır.
Ancak, rasyosu "1,51" ve üzerinde çıkan borçlular talep etseler dahi borçlarının kademeli ödeme planına bağlanmasına imkan yoktur.
Diğer taraftan, tecile yetkili makamlarca, borcun miktarına ve borçlunun çok zor durumuna bakılarak, borcun talep edilen tecil süresinden daha az bir sürede ödenebileceğine kanaat getirilmesi halinde daha az süreli taksitlendirme işlemi söz konusu olabilecektir.
Tecil ve takitlendirmede en önemli koşul işveren veya mükellef tarafından teminat gösterilmesi koşuludur. İşverenler çeşitli zamanlarda sahip oldukları menkul ve gayrimenkulleri bankalara çeşitli sebeplerle sunmakta, sonuçta teminat bulma konusunda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Özellikle inşaat ve taahhüt sektöründe müteahhitler tarafından teminat mektubu alınabilmesi için müteahhit sahip olduğu bütün menkul ve gayrimenkullerini bankalara vermektedir. Dolayısıyla bu gayrimenkul üzerinde bankaların ipotek veya rehinleri söz konusudur. Durum böyle olunca da, teminat bulmak ciddi sıkıntılara neden olabilmektedir. Yapılacak yasal düzenlemeler sırasında tecil ve taksitlendirme hakkında teminat zorunluluğu kaldırılmalıdır. Aksi takdirde sistem kendisinden beklenilen işlevi sağlayamayacaktır.
II-Rasyonun "1,51" ila "2,00" arasında olması durumu:
Rasyonun "1,51" ila "2,00" aralığında olması durumunda, tecil ve taksitlendirme talebinde bulunan işverenlerin borçları, azami 20 aya kadar eşit taksitler halinde olmak üzere ödeme planına bağlanabilecektir. Bu durumdaki işverenlerin borçlarının, kademeli ödeme planına göre taksite bağlanması ve borcun 20 aydan fazla taksitlendirilmesi talepleri kabul olunamayacaktır.
Keza, tecil ve taksitlendirmeye yetkili makamlarca borç tutarına ve borçlunun çok zor durumuna bakılarak borcun talepte bulunulan tecil süresinden daha az bir sürede ödenebileceğine kanaat getirilmesi halinde 20 aydan veya talepte bulunulan tecil süresinden daha az süreli taksitlendirme işlemi söz konusu olabilecektir.
III-Rasyonun "2,01" ve üzerinde olması durumu:
Rasyonun "2,01" ve üzerinde olması halinde, işverenin çok zor durum halinin bulunmadığı, mali durumunun SGK alacağını defaten ödemeye uygun olduğu kabul edilerek borçluların tecil ve taksitlendirme talepleri kabul edilmeyecektir. Çünkü burada işveren bu borcunu ödeyecek mali kudrete sahip olduğu anlaşılmaktadır.
IV-Normal aylık primlerinin eksiksiz yatırılması konusu ise;
Tecil ve taksitlendirmeye konu borca ilişkin son ayı izleyen ayların (cari ayların) ödenmemiş olması durumunda; cari ay primlerinin, en geç önceden belirlenmiş olan tecil süresi dahilinde ödenmesi şartıyla, tecil ve taksitlendirme işleminin bozulmaması gerekecektir. Aksi halde, cari ay primlerinin aksatılması hali taksitlendirilen borçlara halel getirebilecektir(1).
Bu durumda, diğer taksitlendirme şartları yerine getirildiği sürece borç türü bazında tecile konu borca ilişkin cari ay borçlarının ödenmemesi halinde, ödenmemiş cari ay borçlarının sayısına bakılmaksızın en geç önceden belirlenmiş olan tecil ve taksitlendirme süresinin sonuna kadar ödenmesi kaydıyla, taksitlendirme işlemi devam edecektir.
Sonuç olarak, borçlu işverenlerimizin böyle bir imkandan faydalanmalarında yarar olduğu düşüncesindeyiz. Ancak, yukarıda da ifade edildiği gibi teminat aranmadan yapılabilecek tecil ve taksitlendirmeler sistemi daha işler hale getirebileceği gibi, tecil ve taksitlendirmeden beklenilen asıl amacıda gerçekleştirebilecektir. TBMM'de görüşülmekte olan 6183 sayılı yasayla ilgili kanun tasarılarında 48. maddedeki teminat koşulunun kaldırılacağı yönünde çalışmalar yapıldığını duymaktayız. 6183 sayılı yasanın 48. maddesinin SGK primlerine yönelik de uygulandığını biliyoruz. Dolayısıyla SSK primlerinin tahsili ve tecil edilmesi hakkında da 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Yasa hükümleri aynen uygulanmaktadır.
(1) 6183 sayılı Bazı Kamu Alacaklarını Tahsili Usulü Hakkındaki Yasanın 48. madde hükmü ve bkz. GT 370, 372, 374, 376, 381, 388, 392, 397, 400, 402, 409, 412, 414, 416, 417, 418, 419, 420, 421, 423, 425, 426, 427, 429, 430, 432, 434, 435, 436, 438 sayılı genel tebliğler.