Çok yıllı bütçelemenin bir gereği olan Orta Vadeli Program (OVP) Ülkemiz şartlarında üç yıllık bir dönemi öngörecek şekilde uygulanmaya başlanmıştır. Her yıl yenisi yayımlanan OVP'ye yeni bir yıl eklenmekte, bir evvelki OVP'nin ilk yılı ise 'program kapsamındaki yıl' niteliğinden, 'içinde bulunulan yıl' niteliğine dönüşmekte ve bu yıl için gerçekleşme tahminleri yapılmaktadır. Özellikle bir evvelki OVP ile yeni OVP'deki rakamsal verilerin (gerçekleşme ve tahmin) karşılaştırılması sonucunda; küresel, bölgesel ve ülkesel siyasi ve ekonomik gelişmelerin yansımalarını ve bürokratik ve siyasi öngörülerdeki başarı derecesini görmek mümkün olabilmekte ve rakamlara objektif olarak bakabilme iradesini gösterenlere sağlıklı bir analiz yapma imkanı verebilmektedir. Dünyada onlarca yıl sonraya ilişkin olarak her konuda plan ve programlar yapılmakta, ilgili konulara ilişkin öngörüler ve rakamsal tahminlerin bir çoğu paylaşılmakta ve hedeflere ulaşmada yüksek performans gösteren uygulamalara şahit olunmaktadır. Ülkemizde ise bu tür yoğun çalışmalar olmasına rağmen, yakın gelecekli projeksiyonlar da bile önemli revizelerin olması dikkati çekmektedir. Bu nedenle, asıl olarak OVP'lerin ilk yılının daha önemli olduğu kanaatindeyim.
Dolayısıyla, 6 Ekim 2016 tarihinde Resmi Gazetede on ikincisi yayımlanan yeni OVP (2017-2019) ile 11 Ocak 2016 tarihinde yayımlanmış olan bir evvelki OVP'nin (2016-2018); 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin rakamsal verilerini karşılaştırmak ve revizelerle ortaya çıkan sapmaları değerlendirmek, ekonomik tablonun daha net anlaşılmasını sağlayacaktır.
2016 yılına ilişkin olarak; evvelki OVP'deki program hedeflerine ve yeni OVP'deki gerçekleşme tahminlerine bakıldığında, bazı göstergelerdeki değişimler şöyledir: Büyümenin % 4,5'den % 3,2'ye düştüğü, işsizliğin % 10,2'den % 10,5'e yükseldiği, GSYH içinde; cari açığın payının % 3,9'dan % 4,3'e, bütçe açığının payının % 1,3'den % 1,6'ya çıktığı, faiz dışı fazlanın payının % 1,2'den % 0,8'e indiği, faiz giderlerinin payının ise % 2,5'den % 2,4'e düştüğü, TÜFE yıl sonunun da değişmeyerek % 7,5 olarak sabit kaldığı, ayrıca; 2015 yılında 10 bin doların altına düşen kişi başına gelirin bu revize sürecinde 9.364 dolardan 9.243 dolara, toplam yurtiçi tasarrufların GSYH içindeki payının ise % 16,5'den % 13,5'e düştüğü görülmektedir.
2017 yılına ilişkin olarak; evvelki OVP'deki ve yeni OVP'deki program hedeflerine bakıldığında, bazı göstergelerdeki değişimler ise şöyledir: Büyümenin % 5,0'dan % 4,4'e düştüğü, işsizliğin % 9,9'dan % 10,2'ye yükseldiği, GSYH içinde; cari açığın payının % 3,7'den % 4,2'ye, bütçe açığının payının % 1,0'dan % 1,9'a çıktığı, faiz dışı fazlanın payının % 1,4'den % 0,4'e indiği, faiz giderlerinin payının ise değişmeyerek % 2,4 olarak sabit kaldığı, TÜFE yıl sonunun % 6,0'dan % 6,5'e yükseldiği, ayrıca; kişi başına gelirin bu revize aşamasında 10.030 dolardan 9.529 dolara, toplam yurtiçi tasarrufların GSYH içindeki payının ise % 17,2'den % 14,6'ya düştüğü görülmektedir.
Sonuç olarak; 2016 yılında OVP hedeflerinin gerisinde kalındığını, 2017 yılı hedeflerinin de aşağı yönlü revize edilerek, ihtiyatlı ve mevcut durumun korunmasını öngören ve iyileşmeyi yıllara sarkıtan bir politikanın benimsendiğini söyleyebiliriz. Küresel ve içsel gelişmelerin oluşan bu ekonomik tablo içindeki paylarını ise siz değerli okurların takdir ve değerlendirmelerine bırakıyorum.