21 Kasım 2013'te Yanukoviç başkanlığındaki Ukrayna yönetimi, imzalanmasına bir hafta kala, Avrupa Birliği (AB) ile bir ortaklık anlaşması akdetmek fikrinden vazgeçerek Rusya ile daha yakın ilişkiler kurmayı kararlaştırdı. Aynı gece Kiev'de hükumet karşıtı gösteriler ve bütün dünya ile birlikte izlediğimiz acılı günler, kanlı olaylar yaşanmaya başladı.
Bu noktadan hareketle, Ukrayna krizinin AB ile Rusya arasındaki rekabetten kaynaklandığı şeklinde, genel kabul gören bir kanı yaygınlaştı. Ancak daha geniş bir açıdan bakınca bu saptama ile yetinmemek gerektiği görülüyor. Rekabet olmasına rekabet var da, bu daha kapsamlı bir rekabet. AB ile özdeşleştirilen bir çağdaş uygarlık projesi ile otokratik bir yönetim tarzı, demokratik ilkeler ile Sovyetler Birliği artığı bir zihniyet, Batılı güçlerin tercihleri ile Rusya'nın çıkarları arasında bir rekabet söz konusu. Bu arada, ''Batı'nın tercihleri'' deyince tutarlı bir kararlılıktan bahsediyoruz sanılmasın. O alanda da bu defa bir ABD-AB rekabeti ile karşılaşıyoruz. ABD'nin bayan Dışişleri Bakan yardımcısının veciz(!) ifadelerini anımsayalım: Ukrayna'daki ABD Büyükelçisi ile bir telefon görüşmesinde ''biz işimize bakalım, s..... et AB'yi '' dememiş miydi? Merkel bunun üzerine küplere binmemiş miydi? Putin, ABD'yi Ukrayna'da darbe yapmakla suçlamamış mıydı?
Bugün varılan noktayı daha net görmeye yadımcı olacağı için ''Yevromeydan''dan da bahsetmeliyiz. Kiev'deki bağımsızlık meydanının Ukraynaca adı şimdi Yevromeydan olmuş. Yani ''Avrupa Meydanı''. Batı dillerinde ''Euromaidan'' olarak geçiyor. (Acaba biz de ''Avromeydan'' mı demeliyiz?). Baskı rejiminin yüzden fazla Ukraynalının ölümüne yol açtığı meydan burası. İşte bu meydanı konu alan bir özet (Newsweek'den aktarıyorum): ''Yevromeydan AB ile yapılacak bir anlaşmanın iptaline gösterilen öfkeli bir tepkiden çok daha ileri bir anlam kazanmış durumda. Şimdi amaç şudur: Yanukoviç'i ve yolsuzluklarla özdeşleşmiş hükümetini kovmak, Ukrayna'yı Rusya ile olan 200 yıllık iç içe geçmiş, ıstıraplı ilişkilerden uzaklaştırmak ve cezalandırılmak korkusu olmaksızın özgürce itiraz etmek, konuşmak ve düşünmek gibi temel insan haklarına kavuşmak.''
Geçen hafta sonu başdöndürücü bir hızla gelişen olaylar öngörülen bu yönde hayli mesafe alındığını gösterdi. Yanukoviç Kiev'den kaçtı, sonra Parlamento tarafından azledildi, vekaleten bir Devlet Başkanı atandı, tutuklu olan Turuncu Devrimin efsanevi bayan lideri, eski Başbakan Timoşenko serbest bırakıldı.
Ukrayna'da neler olabilir?
- Anayasa gereği vekaleten Devlet Başkanı olarak atanan Parlamento Başkanı Turçinov, Timoşenkoya yakın bir isim. Timoşenko ise önümüzdeki aylarda ülkenin geleceği ile ilgili önemli roller üstlenebilir.Bu hafta içinde bir ulusal birlik hükumeti kurulması bekleniyor. Genel seçimlerin tarihi ise 25 Mayıs olarak belirlendi.
- Kayıplara karışan Yanukoviç'in Ukrayna'daki gelişmeler üzerinde hiçbir etkisi kalmadı. Siyasi planda tamamen tecrit edilmiş durumda. Kendi partisi, ordu ve polis ve daha önemlisi yakın zamana kadar en büyük destekçisi olan Rusya ona sırtlarını döndüler. Yanukoviç tarihin karanlıklarına gömülmüş gibi görünüyor.
- Buna karşılık, ülkenin doğusundaki, Karkiv ve Kırım'daki Simferepol gibi önemli kentlerde ''meydan'' yanlıları ile karşıtları arasında çatışmalar yaşanmakta. Kimsenin ağzı ''ayrılma''dan bahsetmeye varmıyor. Ne Ukrayna'da, ne Rusya'da, ne Amerika'da ne de Avrupa'da. Ama bu olasılık zihinleri hayli meşgul ediyor.
- Yulya Timoşenko'nun ileride ne gibi roller üstlenebileceği tartışılıyor. Geçen Cumartesi gecesi Kiev'e döndüğünde ''meydan'' taraftarlarının sevgi gösterileri ile karşılandı. Ancak ondan kuşku duyanlar da var. İktidarı sırasında yaşanan siyasi ve ekonomik krizleri anımsatanlar Timoşenko'nun geçmişte kalması gerektiğini savunuyorlar. Bu tür itirazlar duyulsa da kendisine güvenenlerin sayısının daha fazla olduğu görülüyor. Ukrayna dışındaki destekçileri arasında halen Almanya Şansölyesi Merkel ön planda gözüküyor. Geçici hükumette yer almayacağını belli etmiş olan Timoşenko 25 Mayısta yapılması öngörülen seçimlerde Devlet Başkanlığı na aday olacağını da henüz söylemedi. Ancak Timoşenko'nun kendini özletmeyi ve sürpriz yapmayı sevdiği biliniyor. Bu arada Rusya'nın da kurnazca bir hamle yapmasını ve Timoşenko'dan yana tavır koymasını bekleyenler de var.
- Peki AB ile imzalanmak üzereyken Yanukoviç'in yırtıp attığı anlaşma ne olacak? Tekrar masaya getirilecek mi? Yine tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya kalan AB ''ekonomik bir dev, ancak politik bir cüce'' olduğu suçlamasını bir kere daha haklı çıkaracak mı? Ukrayna'nın süratle maddi desteğe ihtiyacı var. Bir yanda Rusya'nın askıya aldığı 15 milyar dolarlık yardım paketi duruyor. Öte yanda pamuk ellerini ceplerine sokup sokamayacakları belli olmayan ''Batılılar''. Bir yanda uzun vadeli bir AB perspektifi, öte yanda Rusya'nın hemen verebileceği nakit para.
Bakalım ''Yevromeydan'' savaşını kim kazanacak?