YAZARLAR

Tüm Yazıları Mehmet Dağıstanlı (Araştırmacı-Yazar)

Erguvan Güzeli İstanbul

01.05.2019 07:54

 

 

Yarımburgaz mağarasındaki Arkeoloji çalışmalarında bulunan mastodont (ilk filler) kemiklerine(1) göre tarihi geçmişi 100 bin yıl öncesine dayanan, hatta Prof. Afife Batur’a göre 300 bin yıl öncesine kadar indirilen İstanbul’da, 31 Mart 2019 tarihinde yerel bir seçim yapıldı. Dünyanın merkezi sayılabilecek tarihi Yarımada da ise ortaya çıkarılan arkeolojik bulgular, İstanbul’un dünyanın yaşayan en eski metropolü olduğuna işaret ediyor. Dinler tarihi incelendiğinde İstanbul, dört semai dinin de kutsal saydığı ilahi bir mekan. İmparatorluklar tarihi incelendiğinde İstanbul, dünyaya hükmetmiş imparatorlukların payı tahtı olmuş bir başkent. Ekonomi incelendiğinde Hint’ten Avrupa’ya kadar uzanan ticaret ve kültür yolunun olmazsa olmaz uğrak yeri.

 

Peki, bu paha biçilmez zengin kültür tarihini seçmenimiz ne kadar biliyor? Seçmen yaşadığı, nefes aldığı, suyunu içtiği, yollarında yürüdüğü bu dünyada eşi benzeri olmayan şehri ne kadar tanıyor? Seçmen ayrıca oy vereceği adayını tanıyor mu? Tanıyorsa eğer, gider oyunu bu şehrin sorunlarını çözecek yönetici adayına, verir. Tanımıyorsa hangi ölçütlere göre gidip oyunu verdi? Yapılan telkinlere göre mi? Adayın görüntüsü mü ön planda? Toplumsal, aile içi yoksa işveren baskısına göre mi? Dini, siyasi, ekonomik, hemşehrilik ilişkilerine göre mi? Bunları bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa o da İstanbul’a yeni seçilen Büyükşehir Belediye Başkanı’nın masasında, yıllardır kartopu gibi yuvarlandıkça büyüyen, kangrenleşen sorunların olmasıdır.

 

Bu bilinçle yaklaşık 11 milyon insan, yaşadıkları bu kadim şehrin ve 39 ilçenin Belediye Başkanını seçti. Gerek bu 11 milyon seçmen ve gerekse nüfusun tamamı olan 15 milyon insan, birçok ülkenin nüfusundan fazla. Bir çok önemli devletin ekonomisinden daha fazla ekonomi çarklarının döndüğü mega kent.

 

Düşündürücü biraz da ürkütücü bir durum!

 

Bu ürkütücü duruma ek olarak, dünyanın en farklı kozmopolit insan yapısıyla; dini, siyasi, tarihi, kültürel, sosyal, etnografik, doğa yapısıyla İstanbul’un sırtında, geçmişten kalan çözülmemiş ve düğümlenmiş sorunlar da birikmiştir aynı zamanda. Bu sorun yumağının tek nedeni Türk Devlet ve Belediyecilik anlayışının, İstanbul için uyguladığı politikanın hatalı olmasıdır. Evet, kesinlikle Devlet ve Belediyeler bu tarihi ve kültür şehrinin doğal yapısına uygun politikalar üretmemiştir, üretememiştir; yanlış, hatalı, bilinçsiz, önünü görmeden, yarının ne olacağını düşünmeden İstanbul’u yönetmeye kalkmıştır. Bu tutarsız politikalarının yanında, ikinci ve en büyük kabahat, ‘Erguvan Güzeli İstanbul’u konusunda uzman kişiler yerine siyasi kaygılarla seçilmiş ve atanmış insanların yönetmesidir.

 

Bu ne zamandan beri? Bunu ta 1950’lere kadar götürebiliriz.

 

Dünya yuvarlağı üzerinde bir mücevher gibi duran İstanbul’un şirazesinden ayrılmaya başlaması, siyasi çatışmaların ayyuka çıktığı 1950’lerden itibaren katlanarak artmaya başlamıştır. İstanbul hor kullanılmıştır. Hiçbir noktasında bilimsel çalışma ya yapılmamış ya da yapılıp sonradan rafa kaldırılmıştır: ormanları, su havzaları, sismik yapısı, mimari dokusu, turizm yatırımları, ulaşım araçları, ibadet haneleri, park ve bahçeleri, deniz ulaşımı, balıkçılık, tersaneler, vb… Böylesine hayati konularda günü birlik politikalar, siyasi ve değişken projeler uygulanınca, bu gün uygarlıklar şehrinin geldiği nokta artık düzeltilemeyecek yanlışlarla boğuşan bir İstanbul olmuştur.

 

Her şeyden önce İstanbul mimari yönden felç edilmiştir. Sultanahmetler’in, Ayasofyalar’ın, İstanbul evlerinin, konakların, köşklerin kendine has mimari yapısı dikkate alınmamış; öncelikle ‘Yarımada’dan başlayan çevre ilçelere kadar uzanan İstanbul’un ev, bahçe, köşk mimarisi tamamen yok edilmiştir. En azından bu yok ediliş, asıl Yarımada da sağlanabilirdi; o da olmadı: Su Kemerlerinin, Kapalı Çarşı’nın, Süleymaniye’nin, Türbelerin, Yerebatan Sarnıcı’nın, Haliç’in, Galata’nın, Topkapı Sarayı’nın ve tüm Boğaz’ın şehrin doğal dokusuna uygun asil yapısı bilinçsizce yok edildi; yağmalandı! Bu binlerce yıllık antik eserler adeta kayboldu. Siyasi bataklığa saplanmış yöneticiler, sadece bu Yarımada’yı bile koruyabilselerdi, o da bir değer olurdu. Bu bölgeye sonradan eklenen mimari yapılaşma Yarımada’nın yapısına uygun olsaydı tarih bunu kabullenirdi; çirkin, şekilsiz, estetikten uzak beton ve demir dikintiler, damarlara yanlış enjekte edilen kan yüzünden kusmaktadır son elli yıldır.

 

Bu şehrin kendine has bir bitki dokusu vardı. Tarih, bilim böyle diyor. Erguvanlarıyla, Laleleriyle ve Servi ağaçlarıyla eşsiz bir doğal yapı... Bu yönüyle İstanbul’a Erguvanlar, Laleler, Serviler şehri de denilse yeridir. Peki, bu üçlemeyle bu şehir dünyaya tanıtılamaz mıydı? Tanıtılırdı. Dünya insanı sadece bu güzellikleri görmeye gelmiş olamaz mıydı? Olabilirdi. Baştan sona, bütün İstanbul Erguvanla donatılamaz mıydı? Donatılabilirdi. Bu yüzden bu şehre ‘Erguvan Güzeli İstanbul’ bile denilebilir. Çok da güzel yakışır. Hiç kimse bilmez(2) ama bu şehrin ilk Erguvan Ağacı şu anda yoksulluk ve bakımsızlık yüzünden zor durumdadır Koşuyolu Öğretmenevi bahçesinde. İstanbul’un sadece bu güzelliği bile onu diğer dünya şehirleri arasında ilk sıraya taşıyabilirdi.

 

Unutmayalım ki Bizans döneminde erguvan rengi İmparatorluğun resmi rengiydi.

 

Madem ki bu şehir ta 300 bin yıl öncesinden ya da 100 bin yıl öncesinden, sayalım ki o kadar değil de 6 bin yıllık bir geçmişi olsun; koskoca 6 bin yıllık tarihi bir şehrin bu günü ve yarını şehrin hangi özelliklerine göre düzenlenmeliydi? Bu süreç içerisinde çeşitli dinlerinmerkezi olmuş, çeşitli uygarlıklarınkurulduğu yer olmuş, kıtalar arasıyolların geçtiği güzergah yapılmış, çeşitli kültürlerekucak açmış! Şu halde İstanbul, sadece ‘Doğal güzelliği, Ulaşım, Tarihi, Dini, Kültürelzenginliği’ ile ön planda olmalıydı; başka bir yük yüklenmemesi gerekirdi. Eğer bu beş özelliği muhafaza edilebilseydi bu gün sorunları kangren olmuş bir şehirle karşılaşmayacaktık. Sadece bu özellikleriyle dünyanın merkezi olacak, sadece bu özellikleriyle 6 bin yıllık tarihi dokusu kaybolmayacak, sadece bu özellikleriyle dünyanın en kutsal şehri olacaktı. Bütün dünya akın akın gelip görüp, kendini bu güzelliğin içinde bulacaktı; asudeliğin, zarafetin, antik yapının, ilahi dokunuşların ne olduğunu anlayacaktı. Bu özellikleriyle romanlara, öykülere, filmlere, tiyatrolara, şiirlere konu olabilecek dünyanın en önemli kenti olacaktı. Atanan ve seçilenler bunu başaramadılar ne yazık ki. Hatta bunu düşünmediler bile. Devlet ve Belediye yöneticileri el ele vermiş burayı ana sanayinin, yan sanayinin, ticaretin, tarımın, altının, borsanın, bankacılığın, lojistiğin, toptan her türlü alım satımın, fabrikaların, ithalatın ve ihracatın; modanın, sanatın merkezi yapmış; neredeyse bütün üniversiteleri bu şehirde toplamış; dünya sağlık sektörünün merkezi haline getirmiş; bütün dünya çapında kongreleri burada düzenlemiş; uluslararası spor müsabakalarını burada yapmış; basının, medyanın, iletişimin, haberleşmenin merkezini burası yapmış… Bu, bu şehre yapılan en büyük zulüm olmadı mı sizce? Bu kontrolsüz gerçeklik hastanın haberi olmadan organlarını almak değil mi? Bu, torunlarınızın haklarına tecavüz değil mi? Sonuçta, bu kadar yük yüklenince bu şehrin sırtına, nüfusta kontrolsüz patlama kaçınılmaz olmuş. İşte bu kontrolsüz nüfus patlaması beraberinde binlerce sorunu da getirmiş. Ve bu gün, günü birlik artışlarla 17 milyon insanın yaşadığı trafikten işsizliğe, meskenden çöplüğe, inşaattan çevre kirliliğine, pahalılıktan hırsızlığa, terörden tacize, yok edilen ormanlardan kaybolan su kaynaklarına, eğitimdeki kargaşadan ulaşıma kadar daha onlarca sorun atanmış ve seçilmiş yöneticinin masasının üzerinde duruyor.

 

İstanbul için karar verilmelidir!

 

İstanbul bir kültür, medeniyet, sanat, dinlerinbuluştuğu doğal güzelliği olan dünya kenti mi olmalıdır yoksa bu değerlerin yanında sanayi, fabrikalar, ana sanayinin, yan sanayinin, ticaretin, tarımın, altının, borsanın, bankacılığın, lojistiğin, toptan her türlü alım satımın, fabrikaların, ithalatın ve ihracatın; modanın, sanatın, dev spor tesislerinin bir arada bulunduğu, 17 milyon insanın boğuştuğu bir kent mi olmalıdır?

 

Atanmış ve seçilmiş yöneticiler,

 

Siz, zaten Anadolu’nun en ücra köşesindeki bir kasabayı, İstanbul’daki gelişmişlik düzeyi bir hayli fazla olan Şişli, Kadıköy, Beşiktaş düzeyine getiremezseniz, İstanbul’un nüfus sorununa havadan taşıt ağı bile yapsanız, yer altında kat kat metro yolları da döşeseniz çözemezsiniz! Çözülmez! Siz bunları bu şehre yaptıkça nüfus sürekli artacaktır. Şu halde çözüm Anadolu’daki her kasabayı Beşiktaş yapmaktır, Şişli veya Kadıköy yapmaktır! Anadolu’daki köyleri köy görüntüsünden çıkarıp İstanbul’daki Kadıköy yapmadıkça Anadolu’nun vefalı insanına da haksızlık etmiş olursunuz!

 

Atanmış ve seçilmiş yöneticiler,

 

Neden bu ‘Erguvan Güzeli İstanbul’a bu kadar yük yüklediniz? Devlet olarak, millet olarak görüyoruz; yüklenen bu kadar sorunu çözmek istiyorsunuz ama büyüyen sorunlar yumağının altından kalkamıyorsunuz maalesef!

 

İstanbul Seçmeni,

 

Şimdiye kadar seçtiğin adaylarını hangi ölçülere göre seçtin?

 

İstanbul hakkında hangi kültür birikiminle adayın için oy kullandın?

 

‘Bal bal demekle ağız tatlanmıyor’; İstanbul’u seviyorum demekle de İstanbul sevilmiyor!

 

-------------------------------

[1]Prof. Şevket Aziz Kansu, Prof. Kökten-1964/9182 Sec. Prehis. İst. Üni.- Ercüment Özbay)

[2]Bu önemli bilgiyi İstanbu’da Erguvan Derneği başkanı Hüseyin Emiroğlu Bey’den aldım.

 

Haberler

Gündem

Türkiye ve Yunanistan Ege'de iş birliğini görüşecek

Otomotiv

İlk 4 ayın pazar lideri Fiat

Otomotiv

Spor otomobil efsanesi geri döndü

Spor

Şampiyon Galatasaray

Ekonomi

Türkiye'nin en hızlı büyüyen 100 şirketi açıklandı 

Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Daha güçlü bir gelecek için azmimizi yeniliyoruz

Gündem

Milli Mücadele'nin 100. yılı

Gündem

Bakanı Selçuk: Liselere yeni eğitim modelinin ilk sınavı 2024 yılında yapılacak

Spor

Anadolu Efes finalde

Ekonomi

'Son dönemde döviz kurları üzerinden spekülasyonlar yapılıyor'

Gündem

Beşiktaş'taki terör saldırısında 47'şer kez ağırlaştırılmış müebbet kararı

Gündem

Meteorolojiden sağanak ve sis uyarısı