Heykel Olma Teşebbüsü sergisi

Arter, öncü Alman sanatçı Franz Erhard Walther’in Türkiye’deki ilk kapsamlı kişisel sergisini izleyiciyle buluşturuyor. Sanatçının 1958 tarihli aynı isimli yapıtından yola çıkan Heykel Olma Teşebbüsü başlıklı sergi, Walther’in uzun soluklu pratiğinde beden, eylem ve heykel arasında ördüğü çok yönlü ilişkilere odaklanıyor. Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği Heykel Olma Teşebbüsü, sanatçının 1960’lardan bu yana ağırlıklı olarak kâğıt, baskı, boya ve kumaş kullanarak ürettiği yapıtlarını Arter’in 4. ve 3. kat galerilerinde bir araya getiriyor. İzleyiciyi, heykeli alışılmış tanımlardan uzak bir biçimde, bedensel eylemler ve hayal gücü aracılığıyla deneyimlemeye davet eden Heykel Olma Teşebbüsü sergisi, Arter’de ziyaret edilebilir.
 

Walther’in zaman ve mekânda yeni bedensel mevcudiyet biçimleri yaratmaya yönelik süregelen üretimine ışık tutan sergi, sanatçının heykeli açık uçlu bir süreç ve eylem olarak yeniden tanımlama çabasının temelini oluşturan aynı adlı eserinden hareketle şekilleniyor. Arter’in 4. ve 3. kat galerilerine yerleşen yapıtlar, Walther’in altmış yılı aşkın bir zaman dilimine yayılan pratiğinin kavramsal dönüm noktalarını kronolojik olmayan bir güzergâh içerisinde bir araya getiriyor.
 

1960’lardan itibaren ürettiği süreç odaklı çalışmaları ile izleyicinin hayal gücü veya bedensel eylemleri aracılığıyla eserin gerçekleştirilmesinde etkin bir rol üstlenmesine imkân tanıyan Walther, yaşayan bedeni bir malzemeye dönüştüren yeni bir eser anlayışı ortaya koyar. Sanatçının heykelsi nitelikler taşıyan yapıtlarının çoğu iki farklı formda / durumda deneyimlenebilir: Nesnelerin katlanıp depolandıklarında aldıkları “muhafaza formu” (Lagerform) veya birer “kullanıcı”ya dönüşen seyirciler tarafından etkinleştirildiklerinde kazandıkları “eylem formu” (Handlungsform).
 

Franz Erhard Walther’in pratiğinin temel kavramları etrafında kurgulanan Heykel Olma Teşebbüsü sergisi, farklı dönemlere ait eser grupları arasında dinamik bir diyalog kurmayı amaçlıyor. Kontur Çizimleri ve Sözcük Resimleri gibi erken dönem kâğıt işleri, malzeme olarak havayı kullanan yastık formları, Yapıt Çizimleri ve 1960’larda üretilen El Nesneleri ile mimari ve insan oranlarını birleştiren Katman ÇizimleriEylem Yolları ve Duvar Oluşumları gibi daha yakın tarihli eserler sergi alanında bir arada sunuluyor. Ayrıca serginin iki katında, Walther’in anılarını ve düşüncelerini zaman ve mekânla ilişkilendirdiği, çizimler ve elyazısı metinlerden oluşan otobiyografik yapıtı Yıldız Tozu’ndan kapsamlı bir seçki izleyiciyle buluşuyor. Tamamı ilk kez 1969’da New York’ta MoMA’da gösterilen ikonik eseri Birinci Yapıt Grubu ise, sanatçının sanatın nesnelliğine meydan okuma ve anlam üretimini nesneden eylem hâlindeki bedene kaydırma çabalarını vurgularken, esnek ve giyilebilir bir malzeme olan kumaşın pratiğindeki merkezi rolü gözler önüne seriyor.
 

Kaidesinden inerek mimariyle ilişkilenen heykel, insan yaşamının gerçekliğine katılmak üzere alışıldık durağanlığından ve katılığından sıyrılıyor. Asla sabit olmayan / asla tamamlanmayan heykel, sayısız şekle ve mevcudiyet biçimine bürünerek gerçekleştirebilecek (ya da gerçekleştiremeyecek) kolektif bir çabayla, farklı hızlarda, yeniden karşımıza çıkıyor. Üçüncü kattaki etkinleştirme alanı, ziyaretçilere belirli gün ve saatlerde Birinci Yapıt Grubu’nun 12 farklı sergi kopyasını etkinleştirme imkânı sunuyor.