Tiyatro eğitimine dair anılarını anlatan Altıner, “Çok şanslı bir kuşaktık. Yıldız Kenter bölüm başkanımızdı. Çetin İpekkaya, Melih Cevdet Anday, Sabahattin Kudret Aksal… Hepsi kendi türünün şahikalarıydı. Tiyatroyu ve hayatı bize beraber öğrettiler. Hayat bilgisiyle hayal bilgisini beraber okuduk.” dedi.
Oyuncu Yıldız Kenter ile olan özel bağını anlatan sanatçı, “Yıldız Hoca derste ‘Bana ne olmak istiyorsun?’ diye sorduğunda, ‘Becerebilirsem rejisör olmak istiyorum’ dedim. Şöyle bir durdu, ‘Nihayet şuurlu bir ses çıktı ya,’ dedi. Ve bana el verdi. Bana hep ‘oğlum’ derdi. Hep derim, ‘Oğlum’ benim hayatta kazandığım en büyük rütbedir.” ifadelerini kullandı.
Bir hoca olarak öğrencilerine ilk ne öğrettiği sorulduğunda ise tiyatroya duyulan saygının önemine dikkat çeken Altıner, “Öğrencilerime tiyatroya saygı duymalarını öğretiyorum. Tiyatro, tiyatro dünyasının dışında biraz hafife alınan bir dal. Olur olmaz şeylerde ‘tiyatro yapıyorsun’ denilen bir toplumda yaşıyoruz. Dolayısıyla bir, yaptıkları mesleği çok sevmeleri gerekiyor; iki, yaptıkları işe saygı duymaları gerekiyor. Saygı duydukları zaman ciddiye alıyorlar. Tiyatroda yetenek ikinci sırada gelir. Birincisi zekâ ve çalışkanlıktır.” dedi.
Türk tiyatrosunun oyuncu standardının oldukça yüksek olduğunu belirten sanatçı, yurt dışındaki prodüksiyon imkânlarına hayranlık duyduğunu dile getirerek, “Dışarıda çok sık oyun görme şansım oldu, asla da kıyaslamıyorum ama bizim oyuncularımız, rejisörlerimiz çok üst düzeyde. Yurt dışında oyun izlerken kıskançlık hissediyorum ama kıskandığım şey prodüksiyon imkanları.” açıklamalarında bulundu.
Televizyon dizilerinde canlandırdığı karakterlerle farklı kuşaklara hitap etmeyi başaran sanatçı, özellikle “Selena” dizisindeki “Ekrem Amca” karakteriyle geniş bir kitleye ulaştığını belirtti: “Selena dizisini YouTube’da milyonlar izlemiş. Nereye gitsem ‘Ekrem Amca aşağı, Ekrem Amca yukarı’. Üç kuşak bu diziyle büyüdü. ‘Ekrem Amca’ üzerime yapıştı ama hiç şikâyetçi değilim,” dedi.