Gündem

Gündem Haberleri

'Her Dem Toprak İçin' projesi 2020'ye kadar devam edecek

İsa KARACA 09.01.2019 21:02
'Her Dem Toprak İçin' projesi 2020'ye kadar devam edecek

TEMA Vakfı ve Doğuş Çay iş birliğiyle 2016'da Rize'de başlatılan ve 2020 yılına kadar devam ettirilmesi planlanan projeyle sürdürülebilir çay tarımının temelini oluşturan toprak sağlığının korunması hedefleniyor.

 

Sürdürülebilir çay tarımının temelini oluşturan toprak sağlığının korunması amacıyla TEMA Vakfı ve Doğuş Çay iş birliği ile 2016 yılında dünyanın sayılı çay üretim merkezlerindem biri olan Rize'de yürütülmeye başlanan 'Her Dem Toprak İçin' projesi yeni dönem çalışmaları ile devam ediyor. Proje sayesinde bugüne dek elde edilen kazanımları ve gelecek dönemde yapılacak uygulamaları paylaşmak üzere TEMA Vakfı Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenlendi. Düzenlenen basın tolantısına TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ve Doğuş Çay Yönetim Kurulu Üyesi Harika Karakan Batallı katıldı.

Basın toplantısına TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç (sağda) ve Doğuş Çay Yönetim Kurulu Üyesi Harika Karakan Batallı (solda) katıldı.

Doğal varlıkların korunması amacıyla faaliyet gösteren TEMA Vakfı'nın çalışma alanlarının en başında toprak olduğuna değinen Ataç, "Türkiye'de çayın sürdürülebilir üretiminin önündeki en büyük engel çay bahçelerinde kullanılan kimyasal gübrelerden kaynaklı toprak bozulumu ve toprağın aşırı asitleşmesidir. Türkiye'de 1963'lı yıllarda bahçelerin yüde 89'u çay bitkisi için uygun asitlik derecesindeyken, 1970'li yıllardan itibaren yaygınlaşan kimyasal gübre kullanımı nedeniyle, 2011 yılnda yüzde 14'e geriledi. Toprak asitleştikçe içindeki canlı miktarı ve geçirgenliğide ciddi şekilde düşüyor. Mikroorganizma aktivitesi azaldığından yeterince ayrışma olmuyor, topraktaki bitki besin elementlerinden yeterince yararlanılamıyor. Bu şekilde de verimlilik azalıyor. Bur durum karşısında üretici daha fazla gübre kullanmaya başlıyor ve tahribat bir kısır döngüye giriyor. Toprak yoksa çay da yok diyerek konuya çözüm getirmek için Doğuş Çay iş birliğiyle 2016'da başlattığımız 'Her Dem Toprak İçin' projesi kapsamında, ilki iki yıl boyunca, üretici ve bölge paydaşları nezdinde kimyasal gübrenin toprağa verdiği tahribat konusunda bir farkındalık programı başlattık" ifadelerini kulllandı.

 

'Önceliğimiz doğru toprak yönetimi'

 

Üreticilerin asitlik yaratan kimyasal gübre kullanımını azaltmayı hedeflediklerini belirten Ataç, "Bölgedeki kamu kuruluşları ve ilgili tüm paydaşlara yönelik bilgilendirme çalışmaları yürüttük, Rize'deki çay üreticisine ve sosyal çevrelerini oluşturan öğretmen, din adamı, muhtar, kadın, öğrenci gibi toplumun farklı kesimlerinden 10 bin kişiye eğitim verdik" dedi.

 

Deniz Ataç projeyi 2020 yılına kadar uzattıklarını belirterek, "Yeni dönemde önceliğimiz sürüdürülebilir çay tarımı için doğru toprak yönetimi teknik ve uygulamalarının yaygınlaştırılmasına veriyoruz. Üreticilere yüztüze eğitim vermeye devam ediyoruz. Projenin bu döneminde iki örnek bahçeyi hayata geçirdik.Projemizde toprağın yanında çay bitkisinin de kalitesine önem veriyoruz" diye belirtti.
 

'Çayda sürdürülebilirlik hem hayalimiz hem de sorumluluğumuz'
 

Doğuş Çay'ın Doğu Karadeniz'den, çayın ana vatanı Rize'den çıkmış bir marka olduğuna dikkat çeken Harika Karakan Batallı, "Çay bizim hem işimiz hem tutkumuz. Çay tutkumuz bölgedeki çay tarımının sürdürülebilirliği konusunda elimizi taşın altına koymamızı sağladı. Çay, Türkiye ekonomisinde, tarımında ve bölge insanının yaşamında çok önemli bir yere sahip. Türkiye, dünyada çay tüketiminde birinci, üretiminde beşinci sırada. Türkiye'de sudan sonra en fazla tüketilen tek içecek çay. Türkiye'de üretilen çayın diğer ülkelerde üretilen çaylara göre çok önemli bir üstünlüğü var. Türk çayı, tarlada kar altında kalarak yetişen tek çay. Bu haliyle de lezzet açısından önemli bir avantaja sahip. Coğrafi ve iklimsel olarak sahip olduğumuz bu avantajı, doğru tarım uygulamaları ile önemli bir rekabet avantajına dönüştürebiliriz. Türk çayı, sürdürülebilir tarım olanaklarıyla önemli bir ihracat unsuru haline gelebilir. Bugüne gelecek olursak, mevcut durumda çay, Doğu Karadeniz bölge insanı ve ekonomisi için adeta yaşamsal önem taşıyor. Çay, aynı zamanda sosyolojik bir unsur.Türkiye'de toplam siyah çay üretimi miktarı 260 bin ton. Bu ise, yaklaşık 6,5 milyar TL'lik bir pazar anlamına geliyor. Doğuş Çay olarak bu üretimin yaklaşık 35 bin tonunu biz karşılıyoruz. Üçü dünyanın en büyük çay fabrikaları arasında yer almak üzere; Rize'de beş adet yaş çay işleme, Ordu'da ise bir adet çay paketleme tesisimiz bulunuyor. Bu tesisler yıllık 50 bin ton üretim kapasitesine sahip. Genel merkezimizle birlikte, fabrikalarımızda 4 bin kişiyi istihdam ediyoruz. Çay, bizim işimizin merkezinde. Çay tarımının etkin ve verimli şekilde yapılması, toprağın sağlıklı bir şekilde işlenmesi sadece bizim gibi çay üreticileri için değil, ülke ekonomisinin geleceğini düşünen herkes için bir öncelik olmalı. Buradaki kritik nokta çay üretiminde toprağın sürdürülebilir yönetimi" dedi.

1.sayfa

1.sayfa

Gündem

LGS Türkiye birincisi Midyat'tan çıktı

Gündem

Yeni askerlik sistemi teklifi yasalaştı

Politika

DSP Genel Başkanı Aksakal, İmamoğlu'nu tebrik etti

Gündem

Doğa Koleji LGS'de liderliği kaptırmadı