Gündem

Gündem Haberleri

EĞSAD’ın “Ben Niçin Öğretmenim” toplantısı

Haber Merkezi 02.12.2020 03:00

Eğitim camiasının duayen isimleri, (EĞSAD) Eğitimci Sanatçılar Derneğinin, Öğretmenler Günü nedeniyle online düzenlediği 'Ben Niçin Öğretmenim" konulu toplantıda buluştu.

 

Eğitimci Sanatçılar Derneği, İnsani Finans Uzmanı- Eğitmen Gülru Sezginer ve Vatandaşlık Temel Geliri Araştırma Geliştirme Kültür ve Yayma Derneği’nin katkılarıyla 26 Kasım akşamı, 'BEN NİÇİN ÖĞRETMENİM" konulu toplantı düzenledi. Online yapılan toplantıya her biri konularında uzman konuşmacılar, ‘Öğretmen, öğretmen nasıl olunur, öğretmen nasıl yetiştirilir, öğretmenliğin mesleki ayrıcalığı’ yan başlıklarını tartıştı.

EĞSAD Başkanı Mehmet Dağıstanlı

 

‘Sanatsız toplum savaşan toplumdur’ ilkesiyle hareket eden, Türkiye’nin aydınlanmasında akıl, bilim, üretim ve sanatın ön planda olmasına inanan Eğitimci Sanatçılar Derneğibaşkanı Mehmet Dağıstanlı eğitimci edebiyat, tiyatro, sinema oyuncuları, müzisyen, ressam, heykeltıraşlar tarafından, 2016 yılında kurulan derneğin asıl amacının, “EĞİTİM VE SANAT YOLUYLA AYDINLANMA” olduğunu ve bu ülkünün gerçekleşmesi için de, “EĞİTİM KÜLTÜR ve SANAT EVİ” açmayı hedeflediklerini söyledi. Daha sonra Dağıstanlı, ülkemizin asıl sorunun eğitim olduğunu ve bu sorunun 1950’lerden beri çözülemediğini, bu süre içerisinde en iyi öğretmen yetiştirme modelinin, ‘Yüksek Öğretmen Okulları’nın model bir okul olduğunu, mükemmel öğretmenler yetiştirildiğini; çünkü bu okullara Türkiye’nin bütün liselerinden, okullarda dereceye girmiş öğrencilerin alındığını, ayrıca bu okulların asıl başarısının ‘Öğretmen yetiştiren öğretmenler’ in görev aldığını, ilave etti. Çözüm olarak bu okulların, çağdaş gelişmelere uyularak yenilenmesi gerektiğini, ekledi.

 

Etkinlik, başöğretmen, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve Eğitimci Sanatçılar Derneğin kurucu ve onursal başkanı eğitimci, düşünür, yazar Gürşen Kafkas olmak üzere rahmetli olan bütün eğitimcilerin ve eğitim şehitlerinin manevi huzurunda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın dinlenmesiyle başladı.
 


Etkinliğin açılış konuşmasını eğitime 37 yılını vermiş, MEB Bakanlık müfettişi Mustafa Yaşar yaptı.
 


Dernek başkanı Dağıstanlı, diğer konuşmacılara geçmeden önce toplantıya katılanlar dünyaca ünlüMüzisyen-Piyanistİslam Manafov’a, eğitimci, yazar Dr. Sakin Öner’e, Borsa Uzmanları Derneği BaşkanıAli Aydemir’e, Çocuk Hakları Zirvesi ve Kalkınma Derneği Başkanı Ebrize Çeltikçi’ye, Vatandaşlık Temel Geliri Araştırma Geliştirme Kültür ve Yayma Derneği BaşkanıAli Mutlu Köylüoğlu’na, Kanlıca Doğa ve Yaşam Derneği Başkanı Neriman Pınar’a, Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Taştekin’e, Tarihçi- Akademisyen- Yazar Doç. Dr. Zekeriya Türkmen’e, TEMODER- Emekli Öğretmenler Derneği Başkanı Erdoğan Kadir Karadeniz’e, Tiyatro PAS kurucusu, oyuncu, yönetmen Sevtap Çapan ve Batıkan Avcı’ya, Yenişehir Sağlık Kolejliler Derneği Başkanı Halil Şen’e, eğitimci- yazar Dr. İbrahim Arısoy’a, eğitimci Hasan Öztürk’e, eğitimci, öykü yazarı Meral Kurulay’a, NLP Eğitim Koordinatörü Nükhet Gözberk’e, Doç. Mustafa Okan Baba’ya, Barış Dili Eğitmeni Sezer Aksoy’a, İnsani Finans Uzmanı-Eğitmen Gülru Sezginer’e, EĞSAD Yönetim Kurulu üyesi Osman Ünal, Kazım Saymalı ve Şefika Keskin’e teşekkürlerini bildirdi.
 


Eğitimci Sanatçılar Derneği üyesi dünyaca ünlü piyanist İslam Manafov, evinde piyanosunun başından katıldığı toplantıya, ünlü Alman bestecisi Beethoven eserlerinden örnekler verdi ve tüm eğitimcilerin Öğretmenler Gününü kutladı.
 


Öncelikle herkesin Öğretmenler Günü’nü kutlayan katılımcılardan Ali Mutlu Köylüoğlu, Vatandaşlık Temel Geliri Araştırma Geliştirme Kültür ve Yayma Derneği adına etkinliğe katıldığını, günümüzde MANKURTLAŞTIRMA çabalarına karşı öğretmenlerin çok önemli rolünün olduğunu; ‘mankurt’un ‘bilinçsiz kölelere verilen ad’ olduğunu; günümüzde ise bu mankurtlaşmanın, kitlesel medya, iletişim teknikleri ve teknoloji unsurları kullanılarak insanların etki altına alma çabaları olduğunu; öğretmenlerin yeni nesilleri ‘araştıran, sorgulayan, düşünen, insani değerler ve ahlaki erdemlerle donatılmış saygın bireyler haline getirmeleriyle ‘direnç’ oluşturabileceklerini, anlatarak görüşlerini belirtti.
 


Eğitimci- yazar- düşünür ve Eğitimci Sanatçılar Derneği üyesi Dr. Sakin Öner, geceye katkısını şöyle dile getirdi:

 

Toplumların en büyük zenginlik kaynağı, yeraltı ve yerüstü kaynakları, ekonomisi ve sanayisi değil, insan kaynağıdır. İnsan kaynaklarını, kaliteli, nitelikli ve verimli hale getiren, eğitimdir. Bu yüzden, eğitimin “siyaset üstü, milli, çağdaş ve bilimsel” olması gerekir. Eğitimin temel unsurları da geleceğimizin manevi mimarları öğretmenlerdir. Bunun için öğretmenlerimize devletçe sahip çıkmalı, milletçe gereken saygıyı göstermeliyiz.

 

Ülkemizin geleceğinin teminatı olan gençlerimizin “fikren, bedenen ve ilmen güçlü, fikri hür, irfanı hür ve vicdanı hür” bireyler olarak yetiştirilmesi ve ülkemizin “çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarılması” hedefine ancak, idealist, fedakâr ve donanımlı öğretmen yetiştirerek ulaşabiliriz. Bir ülkenin eğitimdeki başarısı, öğretmen kadrosunun kalitesi kadardır. Bu sebeple öğretmenin yetiştirilmesine, geliştirilmesine ve motive edilmesine büyük önem verilmelidir. Bu konuda ülkemizin 1848 yılında başlayan 170 yılın üzerindeki öğretmen yetiştirme deneyiminden yararlanmalıyız. Bunun için ya kapatılan Öğretmen Liseleri, Eğitim Enstitüleri ve Yüksek Öğretmen Okulları yeniden açılmalı ya Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Öğretmen Üniversiteleri kurulmalı ya da fakültelerden mezun olan öğretmen adayları, açılacak Milli Eğitim veya Öğretmen Akademilerinde bir yıl uygulamalı ve pedagojik eğitim almalıdırlar.

 

Özel bir ihtisas mesleği olan öğretmenlerin özel bir “Öğretmenlik Meslek Kanunu” olmalıdır. Öğretmenlere vaadedilen 3600 ek gösterge hayata geçirilmeli, 18.22 TL. olan ek ders ücretleri, hayat şartlarına yükseltilmelidir.
 


Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Taştekin toplantıya öğretmenliğin yüceliğini anlatan bir şiirle katıldı.
 


Katılımcılardan eğitimci- yazar İbrahim Arısoy ise, öğretmenlik mesleğinin insanlık tarihi boyunca bütün toplumlarda yüceltilmiş, şerefli bir meslek olduğunu, Büyük İskender; “Benim gerçek babam Filip değil, Aristo’dur. Çünkü birincisi maddiyatımın, ikincisi ise maneviyatımın oluşunu sağlamıştır.” diyerek öğretmeni Aristo’yu nasıl yücelttiğini; bir toplumun gelişmesini, kalkınmasını o toplumun öğretmene verdiği değere ve öğretmenin gayretine bağlı olduğunu, bu nedenle Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “ Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin ustalığınız ve fedakârlığınız derecesiyle uyumludur” dediğini ve “Benim asıl anlatılacak yanım, öğretmenliğimdir. Toplumuma, milletime ben öğretmenlik yapabiliyorsam beni onunla anlatın, yoksa kazandığım zaferler, yaptığım öteki işlerle anlatmanız pek önemli değildir” diye öğretmenlik mesleğinin yüceliğini ortaya koyduğunu; ayrıca Başöğretmen Atatürk’ün, en çok Latin harflerinin öğretilmesiyle ilgili resmini sevdiğini açıkladıktan sonra konuşmasına iki önemli anısıyla devam etti. Öğretmenliğin deneyimlerle sanat haline gelen böyle bir meslek olduğunu, öğretmenin esas kazancının, öğrencilerinin yaşantısını olumlu yönde etkilemek ve anılarında iz bırakabilmek, onların dostluğunu kazanmak ve başarılarını görmek olduğunu, açıklayarak konuşmasını tamamladı.
 


Nitelikli öğretmen yetiştirilmesi konusunda görüşlerini bildiren Eğitimci Sanatçılar Derneği yönetim kurulu üyesi Kâzım Saymalı ise özetle şunları söyledi: Atatürk diyor ki: “Eğitimdir ki bir ulusu özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatır ya da bir ulusu kölelik ve yoksulluğa terk eder.” Hangi eğitim ulusu özgür, bağımsız, şanlı ve yüksek bir toplum olarak yaşatır? Elbette nitelikli eğitim. Hangi eğitim, ulusu köleliğe ve yoksulluğa terk eder? Niteliksiz eğitim. Yani ezbere dayalı, düşündürmeyen, sorgulatmayan, araştırtmayan, üretime katkısı olmayan eğitim.

 

Nitelikli eğitim, nitelikli öğretmenlerce verilir. Atatürk diyor ki: “Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.” Hangi tip öğretmenler ulusları kurtaracaktır? Elbette nitelikli öğretmenler. Türkiye’nin nitelikli öğretmen yetiştirme deneyimi vardı: Eğitmen Kursları, Köy Öğretmen Okulları, Köy Enstitüleri, Eğitim Enstitüler, Yüksek Öğretmen Okulları bunlardandı. Bu kurumların kapatılmasıyla nitelikli öğretmen yetiştirme sona ermiştir.

 

Eğitim Fakülteleri, nitelikli öğretmen yetiştirme konusunda başarılı olamamıştır.

 

Nitelikli eğitim ve öğretim için tek kaynaktan nitelikli öğretmen yetiştirmek, zorunlu duruma gelmiştir. Bunun en basit yolu da şudur:

 

1) Yurdumuzda emekliye ayrılma, istifa etme, ölüm ve nüfus artışına bağlı olarak her yıl ne kadar öğretmen açığımız oluşmaktadır? Bu durum saptanmalıdır.

2) Köy Enstitülerinin, Öğretmen Okullarının, Eğitim Enstitülerinin ve Yüksek Öğretmen Okullarının programları ve işleyiş biçimlerinden ulusumuzu ileriye götürebilecek kısımları ele alınmalı, bunların ışığında yeni bir çağdaş ve siyasal iktidarlara göre değişmeyen ulusal bir öğretmen yetiştirme programı hazırlanmalıdır. Bu çalışma Türk eğitim bilimcileri ve eğitimcilerinden oluşacak bir komisyonca yapılmalıdır.

 

3) Eğitim Bakanlığı, bir eğitim stratejisi belirlemeli, bu strateji, parti siyasetinden uzak ve ulusal, çağdaş, ülkeyi ve ulusu çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkaracak biçimde olmalıdır. Söz gelimi öğrencilerin okulu terk etme oranı düşürecek, yükseköğretime katılma oranı artıracak, meslek eğitimi ve becerileri geliştirecek, meslek eğitimine gereken önemi verecek (meslek eğitiminden sadece dinsel eğitim veren okullar anlaşılmamalıdır.), okul öncesi eğitime katılma oranı yüzde yüze çıkaracak, yaşam boyu öğretmen ve öğrenme düzeyi yükseltecek nitelikte olmalıdır.

 

4) Eğitim Fakülteleri kapatılmalıdır. Öğretmen yetiştirmek amacıyla adının başında “Öğretmen” sözcüğü bulunan bir kurum (Öğretmen Akademisi ya da Öğretmen Üniversitesi vb.) oluşturulmalıdır. Bunun için Yurdumuzun batı, doğu, güney, kuzey ve orta kesimlerinde bulunan birer üniversite( 5 adet) Öğretmen yetiştiren kuruma dönüştürülebilir. Bu kurumlarda okullarda öğretimi yapılan alanların birer fakültesi açılmalıdır. Söz gelimi Türkçe Fakültesi, Edebiyat Fakültesi, Matematik Fakültesi, Coğrafya Fakültesi, Felsefe Fakültesi gibi…

 

5) Öğretmen yetiştirecek bu kurumlara alınacak öğrenci sayısı, yıllık gereksinimi aşmamalıdır.

 

Okullar kütüphane, laboratuar, müzik ve spor salonları, işlikler ile çağdaş ders araç ve gereçleriyle donatılmalıdır. Ayrıca öğretmenlerin ekonomik koşulları, gelişmiş Avrupa ülkelerinde çalışan öğretmenlerin düzeyine getirilmelidir.

 

Unutmayalım ki en yüce yatırım, insana yapılan yatırımdır. İnsanını çağdaş, akıl ve bilimden yana; yurdun siyasal, ekonomik, kültürel gelişmesine katkıda bulunacak biçimde eğitemeyen toplumlar, başkalarına köle olmak ve avuç açmaktan kurtulamazlar.
 


NLP Eğitim Koordinatörü Profesyonel Koç Nükhet Gözberk ise toplumda asıl ihtiyacın deneyimli öğretmenlere olduğu, yeni öğretmenlerin acemi oldukları; Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun olup Türkçe’yi bilmediklerini, bu öğretmenlere sahip çıkılması gerektiğini; herhangi bir köyde yetişmiş bir öğretmenin İstanbul gibi metropollerde öğrenciye bilgi aktaramayacağını, belirterek konuşmasını tamamladı.
 


Tarihçi- Akademisyen- Yazar Doç. Zekeriya Türkmen, Öğretmen Lisesi çıkışlı olduğunu, bu okulların kapatılmasından üzüntü duyduğunu, 19 yüzyılın ikinci yarısından itibaren modern okulların açıldığını, Darülmuallim okullarının temelinin atıldığını; eğitimin, dinin siyaset üstü kurumlar olması gerektiğini; iyi yetiştirilmiş öğretmenlerin tüm zamanların en etkili silahı olduğunu, belirterek görüşlerini bildirdi.
 


Eğitimci Sanatçılar Derneği üyesi öykü Yazarı Meral Kurulay da öğretmenliğe duyulan saygının son zamanlarda azaldığını, öğretmen adaylarının 1/3’ünün zorunluluktan dolayı bu mesleği seçtiklerini, alan dışı atamaların çok yapıldığını, okulların ve öğretmenlerin çağın gerektirdiği koşullarda yetiştirilmesini, stajyer öğretmenlerin mutlaka merkezdeki usta öğretmenin yanında eğitim görüp sonra küçük bölgelere atanması gerektiğini belirtti.
 


Toplantıya katkı verenlerden Çocuk Hakları Zirvesi ve Kalkınma Derneği Başkanı Ebrize Çeltikçi, Öğretmenlik bir milli seferberlik ruhudur. Atatürk inkilap ve ideallerine dayalı bir ideolojidir. Ben öğretmen olduğum gün Atatürk bana yurdumun çocuklarının mutluluğu ve en iyi şekilde eğitilmeleri için sorumluluğu çok ağır bir görev verdi.... Ve öğretmenliğim süresince de beni dikkatle izledi. Bu nedenle, yurdumun tüm çocuklarını ve Haklarını daima çok önemsedim.

 

Yetişecek nesillerin nitelik ve niceliğinin bizlerin, öğretmenlerin fedakarlığı ve niteliği ölçüsünde olduğunu yıllar önce önemle vurgulayan “Başöğretmenimiz yüce Atatürk”; Cumhuriyetin ilanının ikinci günü Tarih 30 Ekim 1923... İsmet Paşa'yı Köşk'e davet eder. Ülkenin genel durumu hakkında hazırlattığı raporları İsmet Paşa'ya şöyle sunar:

“Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı.

 

Yoksul bir köylü devletiyiz. Halkın eğitimi hiç çözülmemiş. Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman çok geç kalmıştı.....
 

Oysa Cumhuriyet'in insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz.

 

Ama yılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak idealindeyiz. Bu büyük ideali tam olarak başarmak, daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız.......

 

Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği bu büyük kutsal görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun!"

 

Biz de omuzlarımızda yıllarca onurla taşıdığımız bu büyük ideolojinin ruhuyla dolu, eğitim ordumuzun bir neferi olarak, günümüzü ve değerli öğretmenlerimizi gönülden kutlarım.

1.sayfa

1.sayfa

Gündem

Nijerya açıklarında saldırıya uğrayan Türk gemisi, Gabon Port-Gentil Limanı'na hareket etti

Ekonomi

Türkiye'nin elektrik kurulu gücü 96 bin megavata ulaştı

Gündem

Kovid-19 aşı uygulaması pazartesiden itibaren il bazında takip edilebilecek

Gündem

Fransa'da Müslümanları hedef alan tasarı Ulusal Meclisteki özel komisyondan geçti